|
TEVFİK SERDAR
Kurucumuz Tevfik Serdar,
kansere yenik düşerek 29 Mayıs 2008 günü İstanbul'da
vefat etmiştir.
Okulumuzun kurucusu, kutup yıldızı, gerçek eğitim
gönüllüsü, trabzon sevdalısı büyüğümüz, saygı değer
Tevfik Serdar''ı kaybettik.
“Ulusların bağımsızlığının, özgür akılların ve çağdaş
yarınların ancak eğitimle mümkün olabileceği inancı ile
dolu” bir Cumhuriyet evladıydı. Hayatını bu inanca
vakfederek yaşadı. Eğitimde destek verdiği yüzlerce
öğrenci ve onun saygın adını taşıyan bu yuvada eğitim
alan tüm öğrencilerin gönlünde ve kimliğinde yaşamaya
devam edecektir. Onu bugün sonsuzluğa uğurlarken,
doldurulmaz yeri kadirşinas ulusumuzun kalbi olacaktır.
Kendisine tanrıdan rahmet diliyoruz. Her yıl 29 Mayıs
ölüm yıl dönümü akşamı İskenderpaşa Camii''nde ruhuna
mevlüt okutulacaktır. Hepimizin başı sağolsun.






TEVFİK SERDAR
İLE YAPILAN RÖPORTAJ
Gençliği
iyi yetiştirirsek geleceği kurtarırız
Trabzonlu işadamı Tevik Serdar yurtdışında yaşamasına
rağmen Trabzon’a olan sevgisini bu kente yatırımlar
yaparak gösteriyor. En iyi yatırımın gençlerin
yetişmesine hizmet etmek olduğunu belirten Serdar,
“Bundan daha ulvi bir iş olamaz. Ben Türkiye’nin
istikbalini gençliğin yetişmesinde görüyorum” şeklinde
görüşlerini dile getiriyor.
Kendinizi tanıtır mısınız?
Kısaca Tevfik Serdar kimdir?
“Anne ve baba tarafından eski bir Trabzonlu ailenin
ferdiyim. Doğum yerim İstanbul. 6 yaşında Trabzon’a
geldim. İlk, orta ve lise 10. sınıfa kadar Trabzon’da
okudum. Daha sonra ailemle İstanbul’a gittik, lise
eğitimimi İstanbul’da tamamladım. İstanbul Üniversitesi
İktisat Fakültesini 1951 yılında bitirdim. O zamanlar
İstanbul Üniversitesi dünya çapında ismi olan bir
üniversite idi. Üniversiteyi bitirdikten bir hafta sonra
askere gittim. Piyade olarak askerliğimi yaptım. 1954
yılında Almanya’nın Hamburg kentine gittim, gidiş o
gidiş. Ben aslında Almanya’ya doktora yapmak için
gitmiştim. Almanya’ya gitmemdeki en büyük sebep,
üniversitede okurken hocalarımızın büyük bir kısmı
Hitler döneminde Almanya’yı terk eden Yahudi asıllı
Profesörlerdi, onlar bizi çok iyi yetiştirmişlerdi,
kendimi çok şanslı hissediyorum. Doktora yapmak için
gittiğim Almanya’da ticaret bana daha cazip geldi ve
ekmek işine girdim. Bir ekmek fabrikası kurdum. Uzun bir
süre bu işi yaptıktan sonra makineleri sattım ve firmayı
tasviye ettim. Halen Almanya’nın Hamburg kentinde
yaşıyorum.”
Yurt dışında yaşayan birisi
olarak, Trabzon’a lise ve kültür merkezi kazandırmak
nereden aklınıza geldi?
“Yurt dışında yaşamama rağmen Trabzon ile bağımı asla
koparmadım. Ben memleketime ne yapabilirim diye çok
düşündüm ve en iyi yatırımın gençlerin yetişmesine
hizmet etmek olduğu konusunda karar kıldım. Bundan daha
ulvi bir iş olamaz. Ben bunu en iyi nerede yaparım,
tabii ki kendi şehrimde. Trabzon’a geldiğim bir tarihte
okul yapmak için bir arsa istedim. Gösterdikleri arsayı
beğendim ve Tevik Serdar Anadolu Lisesini yaptık. Orası
şu anda Trabzon’da isim yapmış bir okul oldu. Daha sonra
yaşadığım şehir olan Hamburg’da TRT INT’in yayınlarını
izlerken İzmir Konservatuarı, Ankara Konservatuarı,
Samsun’un aynı şekilde Türk müziği korolarının
yaptıkları müzik programlarını seyrettim. Ama onların
arasında Trabzon’u göremedim. Trabzon’un o şehirlerden
ne eksiği var ki. Bu düşünceyle Trabzon’a geldiğimde o
zamanın Valisi Adil Yazar beye bana bir bina vermesini
ve benim orayı onarıp, kültürel amaçlı bir yer haline
getirmek istediğimi söyledim. Eski merkez bankasının
yeri olan binayı istedim. Daha sonra binayı incelemeleri
için İstanbul’dan uzmanlar getirdim. Binanın Müzik icra
edilmesi konusunda uygun olup olmadığını tespit
ettirdim. Uzmanlar, müzik çalışmaları konusunda binanın
ideal olduğunu söylediler. Vali Adil Yazar’da bu konuda
olumlu görüş bildirdi, bir anlaşma yaptık. Kısa zamanda
burayı baştan sona yeniledik.”
Kültür Merkezinden beklediğiniz
verimi alabiliyor musunuz?
“2003 yılının Ocak ayında Trabzon Tevik Serdar Kültür
Merkezi olarak açılışını yaptık ama bir varlık
gösteremedik. Bu durum benim hiç hoşuma gitmedi. Daha
sonra bu Kültür Merkezinin yönetimine müzisyen Hasan
Tahsin beyi getirdik. 2005 yılında Tevik Serdar Kültür
Merkezi fiilen çalışmaya başladı. İki senede 535
öğrenciye eğitim verme imkanını yakaladık. Burada 19
sanat dalı var, bunlardan bazıları Diksiyon, Hitabet,
Keman, UD, Piyano, Gitar, Kanun, bale, tiyatro, halk
oyunları, gibi. Buranın yönetilmesi için artık bir vakıf
kurulmalıdır. Çocukları görüyorum hepsi pırıl pırıl Bu
merkeze gelen en küçük çocuk 3 yaşında ve resim yapıyor.
Bizim hiçbir eksiğimiz yok aslında sadece yönetim
eksiğimiz var. Bence zamana uyulmalı, bakmalı, görmeli.
Önce kendini yetiştirmeli vatanını sevmeli ve hizmet
etmeli. Bunlar zaten herkesin bildiği şeylerdir. Ben
Türkiye’nin istikbalini gençliğin yetişmesinde
görüyorum.”
Bu kente yapmayı düşündüğünüz
başka yatırımlar olacak mı?
“Bu çocukların yetiştiğini görmenin hazzını bana bu
dünyada hiçbir şey veremez. Çocuklarımız çok başarılı.
Çocuklarımız küçük yaşlarında burada sanat eğitimi
alıyorlar ve yeteneklerini fark edip geliştiriyorlar.
Belki ileride çok iyi birer müzisyen ve sanat insanı
olacaklardır. Onları bu küçük yaşlarında toplum hayatına
alıştırıyoruz. Biz bunu bu Kültür Merkezinde yapmaya
çalışıyoruz. Ve başarılı da oluyoruz. Yaptırmayı
düşündüğüm diğer okullar için bana burada arsa
gösterirlerse o zaman o okulların projelerini ben
çizeceğim. Çünkü benim aklımda yaptıracağım okulların
Avrupa’daki okullar düzeyinde olmasını, her şeyin
düşünülerek ince ince hesap edilerek yapılmasını
istiyorum. Bir insanın memleketine hizmet etmesi o
insanın memleketini çok sevdiğini gösterir. Ben
Trabzon’u sevmesem burada ne işim var ki. Bu yaşımda
buralara gelip bu işlerle uğraşıyorum. Trabzon ve burada
yaşayan insanlara olan sevgim beni buralara getiriyor.
Senede birkaç kere geliyorum ve bir ay kalıp dönüyorum.
Ama gerek telefon gerek faks ile Kültür Merkezinin
işleriyle ilgileniyorum, her şeyden haberim oluyor.
Burayla ilgili olarak zaman içerisinde oluşan masrafları
yine ben karşılamaktayım. Şimdilik böyle gidiyor.
Bunların dışında başka projelerim de var. Bunlardan bir
tanesi Anadolu Lisesi yaptırmaktır. Bir tane liseli kız
öğrenciler için öğrenci yurdu yaptırma düşüncem var.
Çünkü bizim köylerimizde yaşayan, okumaya çok hevesli
kız çocuklarımız var. Bu kız çocuklarımız hiç dershane
yüzü görmeden Anadolu lisesini kazanıyor, bu kadar zeki
kızlarımız var. Bu çocuklarımızın okurken barınma
problemleri olduğunu görüyorum. Geçtiğimiz günlerde bir
çocuğumuz geldi, ailesinin maddi durumu çok kötü ama
çocuk sınıf birincisi. Şimdi bu çocukların barınma
ihtiyaçlarını karşılamak zorundayız. Bu çok önemlidir.
Ben bu yatırımları yapıp tamamlayıp devlete teslim
edeceğim. Kendim işletecek değilim. Bütün bunların
dışında Trabzon’un merkezinde bir tane de ilkokul
yaptırmak istiyorum.”
Çocukluğunuzun geçtiği Trabzon
ile bugünkü Trabzon’u karşılaştırırsanız neler
söylersiniz?
“Ben Trabzon’un merkezindenim. Çocukluğum ve gençliğimin
bir bölümü burada geçti. Köyümüz Zafanoz’dur. Trabzon’u
çok seviyorum ama ne yazık ki bu güzelim kenti bu hale
getirdiler. Trabzon’u imar edenler bu işi bilmiyorlardı.
Trabzon bizim çocukluğumuzda çok güzeldi. Maraş
caddesinde azami 2 katlı binalar vardı. Uzun sokak’da
aynı durumdaydı. Evlerin çoğunluğu bahçe içindeydi.
Bizim ev Tavanlı’daydı. O zamanlar oralar çok güzeldi.
Oraları satıp gittikten sonra çok çirkinleşti. Bu şehri
çirkinleştirmek için ellerinden geleni yaptılar.
Meydanda tanjat yolu ile bir üst geçit yaptılar,
Almanlar utanç duvarını yıktılar biz buraya bir utanç
köprüsü inşa ettik. Sahilleri doldurdular yol yaptılar
nerde bu sahillerin yalıları, kumsalları, uzaktan denize
bakıyoruz. Ben çocukluğumda yüzmeyi Çömlekçi’de
öğrendim. Oralar hep kumsaldı. Herkes orada denize
girerdi. Ganita ve Kemerkaya’nın deniz suyu bardaktaki
su gibi pırıl pırıldı. Hani nerede o Ganita, Kemerkaya
kayboldu gitti. Sadece adı kaldı. Avrupalılar eski
şehirlerini olduğu gibi koruyup, yeni yerleşim yerlerini
de eski şehrin dokusunu bozmayacak şekilde planlayıp
inşa ediyorlar. Boztepe’nin o üzerindeki binalar şehrin
ayıbı gibi duruyor. Ben Avrupa ile burayı mukayese
edince onlardan bir eksiğimiz olmadığını görüyorum ve bu
yanlış, çirkin yapılaşma karşısında üzülüyorum.”
Almanya’da yaşıyorsunuz. Orada
ki eğitim sistemi nasıl?
“Almanya’da eğitim 12 aylıkken başlamaktadır. 12
aylıktan 3 yaşına kadar, 3 yaşından 7 yaşına kadar
eğitim veren okullar (Çocuk Evleri) var. Bunlar sivil
toplum örgütleri tarafından yönetiliyor. Ve devlet o
derneklere her çocuk için ekstra para ödemektedir.
Çocuklar sabah 7.35’dan akşamın 4.35’e kadar orada
eğitim görüyor. O çocuk evlerinde eğitim veren kadronun
içerisinde 8 Pedagok, 2 idareci, 4 adet asistan, 1 tane
fahri müdür, 1 tane de müdür bulunmaktadır. Bu kadro 68
çocuğa orada gün boyu eğitim vermektedir. Bende aynı
böyle bir şeyi Trabzon için düşünüyorum. Bu okulun bütün
malzemelerini planını Almanya’dan getireceğim. Bana bir
arsa verseler hemen bu projeyi hayata geçireceğim ama
Trabzon’da arsa kalmamış. O çocuk evlerinde küçücük
çocuklara el yıkamaktan tutunda okuma yazmaya kadar
öğretmektedirler.”
(Kaynak: Kuzey Ekspres Gazetesi-14 Nisan 2007 Cumartesi)
http://www.kuzeyekspres.com.tr/index.php?p=haber&id=1989&tarih=20080628
|